Şuarâ Suresi - 70-82 . Ayet Tefsiri

Ayet


  • اِذْ قَالَ لِاَبٖيهِ وَقَوْمِهٖ مَا تَعْبُدُونَ
    ﴿٧٠﴾
  • قَالُوا نَعْبُدُ اَصْنَاماً فَنَظَلُّ لَهَا عَاكِفٖينَ
    ﴿٧١﴾
  • قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ اِذْ تَدْعُونَۙ
    ﴿٧٢﴾
  • اَوْ يَنْفَعُونَكُمْ اَوْ يَضُرُّونَ
    ﴿٧٣﴾
  • قَالُوا بَلْ وَجَدْنَٓا اٰبَٓاءَنَا كَذٰلِكَ يَفْعَلُونَ
    ﴿٧٤﴾
  • قَالَ اَفَرَاَيْتُمْ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَۙ
    ﴿٧٥﴾
  • اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمُ الْاَقْدَمُونَ
    ﴿٧٦﴾
  • فَاِنَّهُمْ عَدُوٌّ لٖٓي اِلَّا رَبَّ الْعَالَمٖينَۙ
    ﴿٧٧﴾
  • اَلَّذٖي خَلَقَنٖي فَهُوَ يَهْدٖينِۙ
    ﴿٧٨﴾
  • وَالَّذٖي هُوَ يُطْعِمُنٖي وَيَسْقٖينِۙ
    ﴿٧٩﴾
  • وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفٖينِࣕ
    ﴿٨٠﴾
  • وَالَّذٖي يُمٖيتُنٖي ثُمَّ يُحْيٖينِۙ
    ﴿٨١﴾
  • وَالَّـذٖٓي اَطْمَعُ اَنْ يَغْفِرَ لٖي خَطٖٓيـَٔتٖي يَوْمَ الدّٖينِؕ
    ﴿٨٢﴾

Meal (Kur'an Yolu)


﴾70﴿
Hani o, babasına ve kavmine, “Neye tapıyorsunuz?” diye sormuştu.
﴾71﴿
“Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz” diye cevap verdiler.
﴾72﴿
İbrâhim, “Peki ama, dedi, dua ettiğinizde onlar sizi işitiyorlar mı?
﴾73﴿
Yahut size fayda veya zarar verebiliyorlar mı?”
﴾74﴿
“Hayır ama biz atalarımızı böyle yapar bulduk” dediler.
﴾75-76﴿
İbrâhim dedi ki: “İyi de sizin ve önceki atalarınızın neye taptığınızı hiç düşündünüz mü?
﴾77﴿
İyi bilin ki âlemlerin rabbi dışında taptıklarınız benim düşmanımdır;
﴾78﴿
O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.
﴾79﴿
Beni yediren ve içirendir.
﴾80﴿
Hastalandığım zaman bana şifa verendir.
﴾81﴿
Canımı alacak olan, sonra beni yeniden diriltecek olandır.
﴾82﴿
Hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum yine O’dur.

Tefsir (Kur'an Yolu)


Bu âyetlerin zâhirinden anlaşıldığı üzere Hz. İbrâhim’in kavmi ay, güneş ve yıldızlara veya bunların yerdeki sembolü olan putlara tapıyorlardı. Bu toplumun gökyüzündeki en büyük tanrıları güneş, yeryüzündeki en büyük tanrıları ise onun temsilcisi olan Baal adındaki put idi. Onlara göre insanların hayatını putlar yönetiyordu, yaratma ve yok etme işini de zaman yapıyordu (İbn Âşûr, XIX, 141). İşte Hz. İbrâhim, kavminin Allah’ı bırakıp da tapmış oldukları bütün tanrıların uydurma, onlara tapanların da yanlış yolda olduklarına işaret etmiş, bundan sonra da gerçek ve tapılmaya lâyık olan tanrının yaratan, hidayete erdiren, yediren, içiren, şifa veren, öldüren, hayat veren ve kıyamet gününde günahları bağışlayan Allah Teâlâ olduğuna dikkat çekmiştir.


Kaynak :