Şems Suresi - 1-10 . Ayet Tefsiri

Ayet


  • وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙۖ
    ﴿١﴾
  • وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۙۖ
    ﴿٢﴾
  • وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَاۙۖ
    ﴿٣﴾
  • وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَاۙۖ
    ﴿٤﴾
  • وَالسَّمَٓاءِ وَمَا بَنٰيهَاۙۖ
    ﴿٥﴾
  • وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَاۙۖ
    ﴿٦﴾
  • وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَاۙۖ
    ﴿٧﴾
  • فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۙۖ
    ﴿٨﴾
  • قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ
    ﴿٩﴾
  • وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَاۜ
    ﴿١٠﴾

Meal (Kur'an Yolu)


﴾1﴿
Yemin olsun, güneşe ve kuşluğuna;
﴾2﴿
Işığı onun ardından geldiğinde aya;
﴾3﴿
Onu (dünyayı) aydınlattığında gündüze;
﴾4﴿
Onu karanlıkla örttüğünde geceye;
﴾5﴿
Göğe ve onu kurana;
﴾6﴿
Yere ve onu yayıp döşeyene;
﴾7﴿
Nefse ve onu (insanın özü olarak) şekillendirip düzenleyene;
﴾8﴿
Ona kötü ve iyi olma kabiliyetlerini verene!
﴾9﴿
Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir.
﴾10﴿
Onu arzularıyla baş başa bırakan da ziyan etmiştir.

Tefsir (Kur'an Yolu)


Bu tür doğal varlıklar ve olaylar üzerine yemin edilmesi hem evrenin genel düzenine, bunun insanlar için taşıdığı faydalara ve bu düzeni yaratıp yaşatan ilâhî kudretin büyüklüğüne hem de sonraki âyetlerde ele alınan konunun önemine dikkat çekmeyi amaçlar. “Kuşluğu” diye çevirdiğimiz duhâhâ tamlamasına “güneşin ışığı, aydınlığı, sabah vakti, gündüz” gibi mânalar da verilmiştir (Şevkânî, V, 524). Ayın yani ışığının güneşin ardından gelmesi, ışığını ondan almasını veya güneş batınca ardından ayın doğmasını yahut ayın ilk göründüğü hilâl durumunu ifade eder. 7. âyette insan (nefs) üzerine yemin edilmesi onun fıtrî üstünlüğüne işaret eder. “Nefsin (insanın özü olarak) şekillendirilip düzenlenmesi”nden maksat ona maddî ve mânevî güçlerin yerleştirilmesi, her gücün yapacağı görevin tayin edilmesi ve nefse bu güçleri kullanacak organların verilmesidir. 8. âyetteki fücûr her türlü kötülüğü, günah ve sapmayı; âyette fücûrun karşıtı olarak kullanılan takvâ ise burada doğruluk, iyilik ve hak yolda kararlılığı ifade eder. Aynı âyetteki elheme fiilinin masdarı olan ilham, bu bağlamda fücûr ve takvâ kelimeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, “Allah Teâlâ’nın insanın fıtratına doğru ve yanlışı, iyilik ve kötülüğü, günah ve sevabı bilme, tanıma, ayırt etme, birini veya diğerini seçip yapma gücü ve özgürlüğü vermesi”; dolayısıyla “insanın her türlü deney ve öğrenimden önce, apriorik olarak bu yeteneklerle donanmış bulunması” şeklinde açıklanabilir. Böylece Kur’an’ın insan anlayışının bir özeti sayılabilecek olan 7-8. âyetler, insanın ahlâkî bakımdan çift kutuplu bir varlık olduğunu, iyilik veya kötülük yollarından dilediğini seçebilecek bir tabiatta yaratıldığını ve onun kurtuluş veya mahvoluşunun bu seçime bağlı bulunduğunu göstermektedir.



Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt:5 Sayfa:629-630
Şems Suresi Ayet Listesi