Kur'an ,Meal ve Tefsir Okuma Alanı. Seslendirmek istediğiniz ayetin üzerine çift tıklayınız.

Müddessir Suresi

576
29 . Cüz
18-30
Ayet
اِنَّهُ فَكَّرَ وَقَدَّرَۙ
١٨
فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَۙ
١٩
ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَۙ
٢٠
ثُمَّ نَظَرَۙ
٢١
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَۙ
٢٢
ثُمَّ اَدْبَرَ وَاسْتَكْـبَرَۙ
٢٣
فَقَالَ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُۙ
٢٤
اِنْ هٰذَٓا اِلَّا قَوْلُ الْبَشَرِۜ
٢٥
سَاُصْل۪يهِ سَقَرَ
٢٦
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا سَقَرُۜ
٢٧
لَا تُبْق۪ي وَلَا تَذَرُۚ
٢٨
لَـوَّاحَةٌ لِلْبَشَرِۚ
٢٩
عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَۜ
٣٠
Meal
Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti. 18﴿ Kahrolası nasıl da ölçtü biçti! 19﴿ Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti! 20﴿ Sonra (Kur'an hakkında) derin derin düşündü. 21﴿ Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı. 22﴿ Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu ancak nakledilegelen bir sihirdir." 23-24﴿ "Bu, ancak insan sözüdür." 25﴿ Ben onu "Sekar"a (cehenneme) sokacağım. 26﴿ Sekar'ın ne olduğunu sen ne bileceksin? 27﴿ Geride bir şey koymaz, bırakmaz. 28﴿ Derileri kavurur. 29﴿ Üzerinde on dokuz (görevli melek) vardır. 30﴿

Tefsir

Rivayete göre müşrikler Hz. Peygamber’e ve tebliğ ettiği Kur’an’a karşı nasıl bir tavır takınmaları gerektiğini Velîd b. Mug^re’ye sormuşlar, o da düşünüp taşındıktan sonra Hz. Peygamber’in bir sihirbaz, Kur’an’ın da önceki sihirbazlardan intikal eden bir sihir, bir beşer sözü olduğunu insanlar arasında yaymalarını tavsiye etmiştir. İşte 18-25. âyetlerde Velîd b. Mug^re örneğinde Kur’an’a karşı benzer şekilde inkârcı tutum sergileyenler kınanmış; 26-30. âyetlerde ise hak ettikleri uhrevî ceza özetlenmiştir. 26. âyette geçen “sekar” kelimesi ateşin isimlerinden olup cehennemin ağır cezalık kısımlarından birini ifade ettiği belirtilir (bk. Şevkânî, V, 377). 27-28. âyetler ise sekar hakkında, “hiçbir şeye acımayan, içine atılanları yakan ve insanın derisini kavuran korkunç bir yer” şeklinde detaylar vermektedir. “İnsanları kavurur” diye çevirdiğimiz 29. âyete “insanlara görünür” şeklinde de mâna verilmiştir (Zemahşerî, IV, 183). Aynı âyet, “Cehennem, orayı hak eden insana kendini gösteren bir tablo, bir aynadır” şeklinde de anlaşılabilir.

 Müfessirler, 30. âyetteki “on dokuz” sayısını “cehennemde görevlendirilmiş olan on dokuz melek; meleklerden on dokuz grup; on dokuz saf; her birinin emrinde bir grup melek bulunan on dokuz yönetici melek” şekillerinde yorumlamışlardır (Zemahşerî, IV, 184; Şevkânî, V, 378; İbn Âşûr, XXIX, 298). Nitekim Tahrîm sûresinin 6. âyetinde de cehennemin başında iri cüsseli, sert tabiatlı ve Allah’ın emirlerini hemen uygulayan meleklerin bulunduğu bildirilmiştir.

 Râzî, insanın günah işleyip cehenneme girmesine sebep olan beden ve zihin güçlerini on dokuz olarak tesbit etmiş; cehennemde gözetim vazifesi yapan zebânîlerin sayısı ile bu güçler arasında bir ilginin bulunduğunu ifade etmiştir (XXX, 203).

Dipnot

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 496
31
Ayet
وَمَا جَعَلْنَٓا اَصْحَابَ النَّارِ اِلَّا مَلٰٓئِكَةًۖ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ اِلَّا فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ كَـفَرُواۙ لِيَسْتَيْقِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا ا۪يمَاناً وَلَا يَرْتَابَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَۙ وَلِيَقُولَ الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْكَافِرُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلاًۜ كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَـهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ اِلَّا هُوَۜ وَمَا هِيَ اِلَّا ذِ كْرٰى لِلْبَشَرِ۟
٣١
Meal
Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü'minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kâfirler, "Allah örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi" desinler. İşte böyle. Allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır. 31﴿

Tefsir

Bir önceki âyet indiğinde müşrikler, alay yollu sözlerle kendilerinin kalabalık bir topluluk olduğunu, dolayısıyla on dokuz bekçinin güç yetirip onları cehenneme atamayacağını söylemişlerdi. Ardından gelen bu âyetle cehennem işlerine bakmakla meleklerin görevlendirildiği bildirilerek onların meleklere güç yetirmelerinin mümkün olmadığına dikkat çekilmiştir. Aslında inkârcıların hepsi bir araya gelse bir meleğe bile güçleri yetmez. Âyette on dokuz sayısının verilmesi sadece bir imtihan vesilesi olarak gösterilmiştir. “Kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensinler” şeklinde çevirdiğimiz cümle bazı Ehl-i kitap mensuplarının, bu âyetlerde verilen bilgileri Tevrat ve İncil’in ruhuna uygun bulduklarını gösterir. Çünkü müşriklerin aksine, müslümanlar gibi yahudiler ve hıristiyanlar da âhirete iman ederler. 

 “Kalplerinde hastalık bulunanlar”ın kimler olduğuna dair iki farklı görüş vardır: a) Bunlar münafıklardır; her ne kadar Mekke döneminde münafık yok idiyse de âyet ileride böyle bir grubun ortaya çıkacağını haber vermiştir. Nitekim Medine döneminde önemli bir münafıklar grubu vardı. b) “Kalplerinde hastalık bulunanlar” Hz. Peygamber’e iman edip etmeme hususunda tereddütte kalan müşriklerdir (Râzî, XXX, 207; Şevkânî, V, 380). Müşriklerin “Allah bu sayı misaliyle ne demek istemiş olabilir?” anlamındaki sorusunda geçen misalden maksat, cehennemin on dokuz görevlisiyle ilgili 30. âyetteki anlatımdır. Âyetteki mesel kelimesi, “haber, söz, bilgi” şeklinde de yorumlanmıştır. Müşrikler bu soruyla cehennemin on dokuz bekçisinin bulunduğunu söyleyen sözün vahiy olduğuna, yani Allah’ın böyle bir söz söyleyeceğine inanmadıklarını anlatmak istemişlerdir (İbn Âşûr, XXIX, 317). Zira onlar Kur’an’a inanmadıkları için Kur’an’ın verdiği bilgiyi doğru sayarak bu bilgiye dayalı samimi soru sormaları da mümkün değildir.

 Allah Teâlâ kitapları ve peygamberleri vasıtasıyla insanlara doğru yolu göstermiştir. O’nun irşad ve yardımlarından yararlananlar doğru yolu bularak kurtuluşa ererler; kendi iradeleriyle Allah’ın emrine karşı geldikleri ve nefislerine uydukları için Allah’ın irşad ve yardımından faydalanamayanlar da sapkınlıklarına devam ederek bedbaht olurlar. İşte böylece Allah dilediğini sapkınlıkta bırakır, dilediğine de doğru yolu gösterir (bu konuda bilgi için bk. Bakara 2/26).

 “Rabbinin orduları”ndan maksat genel anlamda Allah’ın iradesine teslim olup buyruklarını icra eden görünür ve görünmez varlıklar; özel olarak bu bağlamda cehennemdeki hizmetleri yerine getiren görevlilerdir. Âyette cehennemin bekçilerinin sayısı konusunda Hz. Peygamber’le alay edenlere cevap verilmekte, gayb âleminden olan meleklerin sayılarını, güçlerini ve diğer özelliklerini Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceği ifade edilmektedir. “Rabbinin orduları” tamlaması aynı zamanda Hz. Peygamber’in şanının yüceliğine, bu ordulardan bir kısmının onun zaferi için yardımcı olacaklarına işaret eder. Âyetin son cümlesi, cehennem bekçileri, onların sayıları ve diğer anlatılanların tümünün insanlara Allah’ın gücünü hatırlatmak ve O’na itaat etmelerini sağlamak için bir öğüt ve nasihat olduğunu ifade etmektedir.

Dipnot

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 496-498
32-37
Ayet
كَلَّا وَالْقَمَرِۙ
٣٢
وَالَّيْلِ اِذْ اَدْبَرَۙ
٣٣
وَالصُّبْحِ اِذَٓا اَسْفَرَۙ
٣٤
اِنَّهَا لَاِحْدَى الْكُـبَرِۙ
٣٥
نَذ۪يراً لِلْبَشَرِۙ
٣٦
لِمَنْ شَٓاءَ مِنْكُمْ اَنْ يَتَقَدَّمَ اَوْ يَتَاَخَّرَۜ
٣٧
Meal
Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir. 32-37﴿

Tefsir

Yüce Allah gece karanlığında dünyayı aydınlatan ay, aydınlanmak üzere olan gece, aydınlanıp ışığı her tarafa yayılmış olan sabah üzerine yemin ederek bir yandan bu tabii-ilâhî âyetlere, kanıtlara bir yandan da 36. âyetteki uyarıcının önemine dikkat çekerek inkârcıları ikaz etmiştir. 36. âyette insanlık için uyarıcı olduğu bildirilen şeyin “cehennem, Kur’an, peygamber” olduğu yönünde farklı görüşler vardır (Şevkânî, V, 382). “İleri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler” diye çevirdiğimiz cümle ise “iman edip iyi işler yaparak Allah’a yaklaşmak isteyen veya imandan ve iyi amelden geri kalıp uyarılara kulak vermeyen kimseler” olarak yorumlanmıştır. Nitekim Kehf sûresinin 29. âyetinde de “Dileyen iman etsin, dileyen de inkâr etsin” buyurulmuştur.

Dipnot

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 499-500
38-48
Ayet
كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَه۪ينَةٌۙ
٣٨
اِلَّٓا اَصْحَابَ الْيَم۪ينِۜۛ
٣٩
ف۪ي جَنَّاتٍۜۛ يَتَسَٓاءَلُونَۙ
٤٠
عَنِ الْمُجْرِم۪ينَۙ
٤١
مَا سَلَكَكُمْ ف۪ي سَقَرَ
٤٢
قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّ۪ينَۙ
٤٣
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْك۪ينَۙ
٤٤
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَٓائِض۪ينَۙ
٤٥
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۙ
٤٦
حَتّٰٓى اَتٰينَا الْيَـق۪ينُۜ
٤٧
Meal
Herkes kazandığına karşılık bir rehindir. 38﴿ Ancak ahiret mutluluğuna eren kimseler başka. 39﴿ Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?" 40-42﴿ Onlar şöyle derler: "Biz namaz kılanlardan değildik." 43﴿ "Yoksula yedirmezdik." 44﴿ "Bâtıla dalanlarla birlikte biz de dalardık." 45﴿ "Ceza gününü de yalanlıyorduk." 46﴿ "Nihayet ölüm bize gelip çattı." 47﴿

Tefsir

38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48 nolu ayetlerin tefsiri bir sonraki sayfada verilmiştir.