Kur'an ,Meal ve Tefsir Okuma Alanı. Seslendirmek istediğiniz ayetin üzerine çift tıklayınız.
Vâkıa Suresi
535
27 . Cüz

Meal 17-21

Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. 17-21﴿

Meal 22-23

Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır. 22-23﴿

Meal 24

(Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir.) 24﴿

Meal 25

Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler. 25﴿

Meal 26

Sadece "selam!", "selam!" sözünü işitirler. 26﴿

Meal 27

Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir! 27﴿

Meal 28-34

(Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler. 28-34﴿

Meal 35

Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık. 35﴿

Meal 36-38

Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. 36-38﴿

Meal 39-40

Bunların birçoğu öncekilerden, bir çoğu da sonrakilerdendir. 39-40﴿

Meal 41

Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir! 41﴿

Meal 42-44

Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.. 42-44﴿

Meal 45

Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi. 45﴿

Meal 46

Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı. 46﴿

Meal 47

Diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?" 47﴿

Meal 48

"Evvelki atalarımız da mı?" 48﴿

Meal 49-50

De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır." 49-50﴿
الجزء ۲۷
٥۳٥
سُورَةُ الْوَاقِعَةِ
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۙ
١٧
بِاَكْوَابٍ وَاَبَار۪يقَ وَكَأْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ
١٨
لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنْزِفُونَۙ
١٩
وَفَاكِهَةٍ مِمَّا يَتَخَيَّرُونَۙ
٢٠
وَلَحْمِ طَيْرٍ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ
٢١
وَحُورٌ ع۪ينٌۙ
٢٢
كَاَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ۬ الْمَكْنُونِۚ
٢٣
جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
٢٤
لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْواً وَلَا تَأْث۪يماًۙ
٢٥
اِلَّا ق۪يلاً سَلَاماً سَلَاماً
٢٦
وَاَصْحَابُ الْيَم۪ينِ مَٓا اَصْحَابُ الْيَم۪ينِۜ
٢٧
ف۪ي سِدْرٍ مَخْضُودٍۙ
٢٨
وَطَلْحٍ مَنْضُودٍۙ
٢٩
وَظِلٍّ مَمْدُودٍۙ
٣٠
وَمَٓاءٍ مَسْكُوبٍۙ
٣١
وَفَاكِهَةٍ كَث۪يرَةٍۙ
٣٢
لَا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍۙ
٣٣
وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍۜ
٣٤
اِنَّٓا اَنْشَأْنَاهُنَّ اِنْشَٓاءًۙ
٣٥
فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَاراًۙ
٣٦
عُـرُباً اَتْـرَاباًۙ
٣٧
لِاَصْحَـابِ الْيَم۪ينِۜ۟
٣٨
ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ
٣٩
وَثُلَّةٌ مِنَ الْاٰخِر۪ينَۜ
٤٠
وَاَصْحَابُ الشِّمَالِۙ مَٓا اَصْحَابُ الشِّمَالِۜ
٤١
ف۪ي سَمُومٍ وَحَم۪يمٍۙ
٤٢
وَظِلٍّ مِنْ يَحْمُومٍۙ
٤٣
لَا بَارِدٍ وَلَا كَر۪يمٍ
٤٤
اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُتْرَف۪ينَۚ
٤٥
وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظ۪يمِۚ
٤٦
وَكَانُوا يَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ
٤٧
اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَ
٤٨
قُلْ اِنَّ الْاَوَّل۪ينَ وَالْاٰخِر۪ينَۙ
٤٩
لَمَجْمُوعُونَ اِلٰى م۪يقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ
٥٠